Acıbadem Altunizade Hastanesi, Haziran Skolyoz Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında önemli bir uyarıda bulundu. Uzmanlar, Türkiye’de büyüme çağındaki çocuklarda bir milyondan fazla skolyoz vakası tespit edildiğini açıkladı. Bu durumun erken tanı ve düzenli takiple başarılı sonuçlar alınabileceği vurgulandı.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Omurga Cerrahisi Bölümü’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Deniz Konya, skolyozun sık görülen ancak yeterince bilinmeyen bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Konya, ülkemizde yaklaşık 1 ila 1,5 milyon çocuğun skolyoz hastası olduğunu ifade etti. Erken tanının tedavi sürecindeki kritik rolünün altını çizdi.
Prof. Dr. Konya, skolyozun genellikle anneler tarafından fark edildiğini ve büyüme çağında çocukların boyu uzadıkça ilerleyebileceğini söyledi. Erken tanı konulması halinde, çoğu hastanın cerrahiye gerek kalmadan korse veya fizik tedavi ile iyileşme şansı bulunduğunu vurguladı. Haziran ayının bu nedenle Skolyoz Farkındalık Ayı olarak belirlendiğini ekledi.
Prof. Dr. Deniz Konya, özellikle “Adolesan İdiyopatik Skolyoz” olarak bilinen, sebebi bilinmeyen omurga eğriliğinde doğru tanının önemine değindi. Tanının röntgenle konulduğunu ve eğriliğin derecesine göre tedavi yöntemlerinin belirlendiğini aktardı. 45 derecenin üzerindeki eğriliklere cerrahi tedavi, altındakilere ise yaşa ve ilerleme durumuna göre korse veya fizik tedavi önerildiğini belirtti.
Prof. Dr. Konya, ailelere yaz aylarında, özellikle kız çocuklarının sırtlarını kontrol etmeleri çağrısında bulundu. Herhangi bir eğrilik fark edildiğinde vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Çocuklarda erken teşhisin tedavi sürecinde büyük avantaj sağladığını ifade etti.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Güven ise skolyoz tedavisinde egzersiz ve takibin önemini vurguladı. İdiyopatik skolyozun ergenlik döneminde tedavi edilmezse yaşam boyu önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Erken tanı ve egzersiz tedavisinin cerrahi ihtiyacını durdurabileceğini dile getirdi.
Prof. Dr. Güven, ailelerin, çocuk doktorlarının ve spor eğitmenlerinin omurga eğriliğinden şüphelendiği çocukları omurga sağlığı ile ilgilenen hekimlere yönlendirmesi gerektiğini ifade etti. Omuz başlarında eşitsizlik, bel çukurlarında asimetri, eğilince kürek kemiklerinden birinin yüksek görünmesi gibi belirtilerde mutlaka uzman görüşü alınmasının altını çizdi. Tüm asimetrilerin skolyozdan kaynaklanmayabileceğini de ekledi.
Fizik tedavi kliniklerinde, skolyozun tipine ve derecesine göre özel egzersizler, kişiye özel korseler ve farkındalık eğitimleri uygulandığını aktardı. Egzersiz tedavilerine uyum sağlayan ve sürdüren hastalarda eğriliğin ilerleme hızının büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirtti. Muayene ve radyolojik inceleme sonrası teşhis konulan olguların, özellikle boy uzamasının devam ettiği yıllarda düzenli hekim takibinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Prof. Dr. Güven, bu süreçte düzenli radyolojik incelemelerin, skolyoza özel egzersizlerin, ergonomik pozisyonların ve korse kullanımının tedavinin başarısını doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]