Acıbadem Altunizade Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, obezite tedavisinde kullanılan zayıflama iğneleri hakkında 10 kritik bilgiyi açıkladı. Medetalibeyoğlu, son dönemde artan poliklinik başvurularına yanıt olarak, bu iğnelerin obeziteyle mücadelede güçlü bir seçenek olduğunu belirtti. Ancak uzman, tedavinin hekim kontrolünde ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulanmasının önemine dikkat çekti.
Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin kozmetik bir çözüm olmadığını vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi kronik bir hastalık olarak tanımlıyor. Bu tedaviler, yüksek Vücut Kitle İndeksi (VKİ) olan veya obeziteye bağlı tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıkları bulunan bireyler için geliştirildi.
Uzman isim, bu iğnelerin sadece tartıdaki kilo kaybını sağlamadığını ifade etti. Tedavinin, kalp krizi riski, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obezitenin yarattığı hayati komplikasyonları ciddi oranda gerilettiğini belirtti. Asıl hedefin, hastanın genel sağlığını geri kazanması olduğunu dile getirdi.
Zayıflama iğneleri, midenin boşalmasını yavaşlatarak ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali göndererek etki gösterir. Bu mekanizma, bireylerin porsiyon kontrolünü doğal bir şekilde sağlamasına yardımcı olarak kilo kaybına katkıda bulunur.
Obezitenin kronik bir hastalık olması nedeniyle, bu iğnelerin kullanım süresi hekim tarafından belirlenir. Tedavi, hastanın yanıtına, tolere edilebilirliğine ve hedeflenen kiloya göre aylar veya yıllar boyunca kişiye özel olarak planlanır.
Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, ilaç kullanımı bırakıldığında kilo geri alım riskinin yüksek olduğunu vurguladı. Uzman, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıcı olarak değişmezse iştahın eski haline döneceğini belirtti. Bu iğneler, hastalara yeni bir yaşam tarzı benimsemeleri için önemli bir fırsat sunar.
İlaçların dozajı, vücudun alışması ve yan etkilerin azaltılması amacıyla düşük dozda başlanarak haftalar içinde kademeli olarak artırılır. Doz ayarlamasının aceleye getirilmesi ciddi yan etkilere yol açabilir.
Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, en sık görülen yan etkilerin sindirim sistemiyle ilgili olduğunu kaydetti. Bulantı, kusma, ishal, kabızlık veya mide krampları gibi şikayetlerin tedaviye başlandığında veya doz artırıldığında ortaya çıkabildiğini belirtti. Bu yan etkilerin genellikle zamanla hafiflediğini ifade etti.
Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, geçmişinde pankreatit atağı, safra kesesi taşı veya ailesinde medüller tiroid karsinomu öyküsü bulunanlar için bu ilaçların risk taşıdığını vurguladı. Uzman, hekim değerlendirmesi olmaksızın “komşum kullanmış, ben de kullanayım” gibi bir yaklaşımla tedaviye başlanmaması gerektiğini belirtti.
Hiçbir zayıflama iğnesinin, kötü bir diyetin veya hareketsiz bir yaşam tarzının etkilerini tek başına ortadan kaldıramayacağını ifade etti. Kas kaybını önlemek için yeterli protein alımı ve direnç egzersizlerinin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ekledi.
Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, iğnelere başlama kararı, doz ayarlaması, yan etki yönetimi ve tedavi sürecinin sonlandırılmasının uzman hekim takibinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Klinik deneyimlerinde, doğru hastada ve doğru tıbbi takiple bu iğnelerin hayat kurtarıcı sonuçlar verdiğini belirtti. Uzman, başarının anahtarının ilacın kendisinde değil, hastanın sürece uyumu ve uzman hekimle iş birliğinde saklı olduğunu dile getirdi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]