Özofagus kanserinin erken belirtileri arasında yemek yerken yaşanan zorluklar öne çıkıyor. Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerde üst sıralarda yer alan özofagus kanserinin tipleri, nedenleri ve modern tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Kanser, en sık skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve adenokarsinom (AC) olarak ikiye ayrılıyor. SCC genellikle tütün, alkol ve sıcak içeceklerle ilişkilendirilirken, AC reflü ve Barrett özofagusu zemininde gelişiyor. Son yıllarda Batı ülkelerinde obezite artışıyla adenokarsinom sıklığında belirgin bir yükseliş gözlemleniyor.
Özofagusun yüksek genişleme kapasitesi nedeniyle tümör başlangıçta fark edilmeden büyüyebilir. Doç. Dr. Ermerak, hastalığın geç dönemde ortaya çıkan belirtilerini yutma güçlüğü, göğüs veya sırt ağrısı, kilo kaybı, yiyeceklerin geri gelmesi ve ileri evrede ses kısıklığı olarak sıraladı. En belirgin semptom olan yutma güçlüğü, katı gıdalarda başlayıp zamanla sıvılara doğru ilerler. Bu belirtilerin ‘kendiliğinden geçer’ düşüncesiyle önemsenmemesi, tanının gecikmesine yol açabilir. Risk grubundaki bireyler için erken tanı amacıyla endoskopik değerlendirme büyük önem taşıyor.
Belirtilerin geciktirilmeden değerlendirilmesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli endoskopik takiplerinin yapılması, hastalığın seyrini değiştiren kritik adımlardır. Özofagus kanseri tanısında endoskopi ve biyopsi temel yöntemlerdir. Tümörün derinliği ve lenf nodu tutulumunu belirlemede endoskopik ultrasonografi (EUS) en duyarlı yöntemdir. Kesin evreleme için bilgisayarlı tomografi (BT), pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) ve uygun hastalarda laparoskopi de planlama sürecine dahil edilebilir. Doğru evreleme, tedavi başarısının en önemli belirleyicisidir. Özofagus kanseri genellikle sessiz ilerler ancak modern tedaviyle kontrol altına alınabilir. Neoadjuvan tedavi, cerrahi ve uygun hastalarda adjuvan immünoterapi kombinasyonu sağkalımı artırıyor.
Evre I-III özofagus kanserinde cerrahi, hastalığın kontrolünde temel basamaktır. Günümüzde cerrahi girişimler çoğunlukla kemoterapi ve radyoterapi içeren multimodal tedavi yaklaşımlarının bir parçası olarak planlanmaktadır. Tümörün yerleşimine ve hastanın genel durumuna göre farklı cerrahi teknikler uygulanır.
Uygulanan cerrahi yöntemler arasında İvor Lewis özofajektomi, McKeown özofajektomisi ve Transhiatal özofajektomi bulunur. Minimal invaziv özofajektomi (MIE) yöntemlerinde laparoskopik ve torakoskopik teknikler kullanılarak daha az komplikasyon ve daha hızlı iyileşme sağlanmaktadır.
Ameliyat öncesi uygulanan neoadjuvan kemoradyoterapi, özellikle T2-T3 evre hastalarda kullanılan CROSS protokolü ile standart tedavi yaklaşımı haline gelmiştir. Bu yöntem, cerrahi sonrası tümörün tamamen çıkarılma oranını artırır ve uzun dönem sağkalımı iyileştirir. Adjuvan immünoterapi, ameliyat ve neoadjuvan tedaviye rağmen tam yanıt alınamayan hastalarda önemli bir seçenektir. Nivolumab tedavisinin nüks oranlarını azalttığı gösterilmiştir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]