Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Senem Karabulut, herhangi bir diyet veya egzersiz değişikliği olmadan meydana gelen istemsiz kilo kaybının, özellikle belirli kanser türlerinin erken belirtisi olabileceği konusunda uyarıda bulundu. Prof. Dr. Karabulut, 6 ila 12 ay içinde vücut ağırlığının yüzde 5’inden fazlasının kaybedilmesinin tıbbi değerlendirme gerektiren önemli bir durum olduğunu belirtti. Bu durumun pankreas, mide, yemek borusu, akciğer ve bağırsak kanserleri gibi ciddi hastalıkların ilk uyarı işaretlerinden biri olabileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Senem Karabulut, kilo kaybının miktarının yanı sıra süresinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. 70 kilogram ağırlığındaki bir kişinin istemsizce 3,5 kilogramdan fazla kaybetmesi durumunda tıbbi yardım alması gerektiğini söyledi. Kilo kaybına belirgin halsizlik, iştahsızlık veya başka şikayetlerin eşlik etmesi durumunda değerlendirmenin geciktirilmemesi gerektiğini ifade eden Karabulut, sorunun yalnızca tartıdaki rakamla değil, nedeninin araştırılmasıyla çözülebileceğini belirtti.
Özellikle pankreas, mide, yemek borusu, akciğer ve bağırsak kanserlerinde istemsiz kilo kaybının sıkça görüldüğünü belirten Karabulut, lenfoma gibi diğer kanser türlerinde de kilo kaybının önemli bir belirti olabildiğini açıkladı. Tümörlerin vücudun enerji kullanımını etkilemesi, iştah azalması veya sindirim sorunları kilo kaybına yol açabiliyor. Ancak Karabulut, bu belirtinin her zaman kanserin erken evresi anlamına gelmediğini, bu nedenle nedeninin zamanında araştırılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
İstemsiz kilo kaybına uzun süren iştahsızlık, çabuk doyma, yutma güçlüğü, karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan, geçmeyen öksürük, gece terlemesi veya açıklanamayan halsizlik gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini söyledi. İleri yaşlarda ortaya çıkan ve nedeni açıklanamayan kilo kayıplarının daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini belirten Karabulut, birden fazla şikayetin birlikte görülmesinin altta yatan hastalığın araştırılmasını gerektirebileceğini ekledi.
İstemsiz kilo kaybının kanser dışındaki tiroit bezinin aşırı çalışması, diyabet, sindirim sistemi hastalıkları, kronik enfeksiyonlar ve bazı psikolojik sorunlar gibi birçok farklı hastalıkta da görülebileceğini belirten Karabulut, kilo kaybı yaşayan herkesin kanser olduğu anlamına gelmediğini ifade etti. Ancak kişinin kendi kendine tanı koyması veya kilo kaybını yalnızca strese bağlayarak uzun süre beklemesinin doğru olmadığını söyledi. Hekim değerlendirmesinde kilo kaybının süresi, miktarı, eşlik eden belirtiler, kullanılan ilaçlar ve kişinin tıbbi geçmişinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Gerekli görüldüğünde kan tetkikleri, görüntüleme yöntemleri veya endoskopik incelemelerle altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini, her hastaya aynı tetkiklerin yapılmasının yerine kişiye özel bir değerlendirme planlanması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Senem Karabulut, kanserde erken tanının tedavi seçeneklerini ve başarı şansını önemli ölçüde etkilediğini hatırlatarak, erken tanının ilk adımının vücudun verdiği uyarıları doğru değerlendirmekten geçtiğini belirtti. Kişinin beslenmesini değiştirmemesine rağmen zayıflamasının, özellikle başka belirtilerle birlikte görülüyorsa araştırılması gereken bir durum olduğunu söyledi. Kilo kaybının yalnızca tartıdaki bir değişiklik olarak görülmemesi gerektiğini, vücuttaki nedeni açıklanamayan değişiklikler olduğunda gecikmeden hekime başvurmanın ciddi hastalıkların zamanında belirlenmesi açısından önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]