Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, sonbaharla birlikte artan influenzanın (grip) A ve B tipleriyle mevsimsel hastalıklara yol açtığını belirtti. Virüsün genetik yapısının değişebilmesi, her yıl yeniden dolaşıma girmesine ve aşıların güncellenmesine neden oluyor.
Influenzanın belirtileri arasında ani başlayan ateş, kuru öksürük ve kas ağrıları yer alıyor. Boğaz ağrısı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve bulantı da görülebiliyor. Dr. Koyunseven, 65 yaş üstü bireyler, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve obezitesi bulunanlarda hastalığın daha ağır seyredebileceği uyarısında bulundu.
Yıllık grip aşısı, influenzadan korunmada en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Aşı içeriği, dolaşımdaki virüslere göre her yıl güncelleniyor. 6 ay üzerindeki herkesin, aşıya engel bir durumu yoksa yıllık grip aşısı yaptırması öneriliyor. Aşı, hastalığın ağır seyretme ve ciddi sonuçlar doğurma riskini azaltıyor. Antikorların en yüksek seviyeye ulaşması yaklaşık 2 hafta sürerken, aşı tercihen ekim ayı sonuna kadar yapılmalıdır.
Sağlıklı ve dengeli beslenme, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı savunmasını destekliyor. Taze sebze ve meyvelerden zengin bir beslenme düzeni, bağışıklık yanıtı için gerekli vitamin ve mineralleri sağlıyor. Ancak sağlıklı beslenmenin tek başına koruma sağlamadığı, aşılama ve diğer önlemlerin gerekliliği unutulmamalı.
Yeterli ve kaliteli uyku, bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyon riskini azaltıyor. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının sık görüldüğü sonbahar ve kış aylarında düzenli uyku büyük önem taşıyor.
El hijyeni, influenza virüsünün göz, burun ve ağız yoluyla bulaşmasını engelliyor. Ellerin su ve sabunla düzenli yıkanması veya alkol bazlı antiseptik kullanılması bulaş riskini azaltıyor. Öksürme, hapşırma veya ortak yüzeylere temas sonrası ellerin temizlenmesi kritik önem taşıyor.
Hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak, bulaşın azaltılmasında önemli bir rol oynuyor. Hastalık belirtisi gösteren kişilerin evde dinlenmesi öneriliyor. Kapalı ve kalabalık ortamlarda yakın temastan kaçınılması da bulaşı önlemeye yardımcı oluyor.
Ortamların düzenli olarak havalandırılması, havadaki virüs yoğunluğunu azaltarak bulaşma riskini düşürüyor. Ev, iş yeri ve diğer kapalı alanlarda pencerelerin sık sık açılarak temiz hava girişinin sağlanması önemli bir korunma önlemi olarak belirtiliyor.
Maske kullanımı, öksürme ve hapşırma yoluyla yayılan solunum parçacıklarının yayılımını azaltarak hastalığın bulaşmasını ve kişisel maruziyeti düşürüyor. Maskenin doğru kullanımı ve diğer önlemlerle birlikte uygulanması etkili sonuç veriyor.
Dr. Koyunseven, antiviral ilaçların belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 48 saat içinde başlanması durumunda hastalık süresini kısaltabileceğini ve komplikasyonları azaltabileceğini vurguladı. 48 saat geçse dahi hekim değerlendirmesiyle tedaviye başlanabileceği belirtildi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]