Böbrek kanseri, erken evrelerde belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Prof. Dr. Selçuk Şahin, sigara, obezite ve hipertansiyonun bu kanser türü için önemli risk faktörleri olduğunu vurguladı. Erken teşhis edilen küçük tümörlerde, böbreğin tamamının alınması yerine sadece tümörlü dokunun çıkarılabileceğini belirtti.
Böbreklerin karın boşluğunun arka tarafında yer alması, büyüyen tümörlerin uzun süre fark edilmeden kalmasına neden olur. Hastalık ilerlediğinde idrarda kan, bel ve yan ağrısı, karında veya yan tarafta elle hissedilebilen kitle gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Prof. Dr. Şahin, bu belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini ve vakit kaybetmeden üroloji uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi.
Böbrek kanseri görülme sıklığı son yıllarda artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında gelişen görüntüleme teknikleri ve modern yaşamla değişen çevresel faktörler ile yaşam alışkanlıkları gösteriliyor. Prof. Dr. Şahin, böbrek kanseri vakalarının yüzde 50’sinden sigara, obezite ve hipertansiyon üçlüsünün sorumlu olduğunu belirtti. Sigara dumanındaki kanserojen maddelerin böbrek hücrelerinde DNA hasarına yol açtığı, obezitenin insülin direnci ve hormonal dengesizliklere neden olduğu, hipertansiyonun ise böbreklerde kronik hasara yol açtığı düşünülüyor.
Bilimsel çalışmalar, sigara içenlerde böbrek kanseri gelişme olasılığının 1.4-2 kat, obez bireylerde 2-3 kat ve hipertansiyon hastalarında 2-3 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
Günümüzde böbrek tümörleri çoğunlukla rutin görüntüleme işlemleri sırasında tesadüfen saptanıyor. Prof. Dr. Şahin, erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı. Erken evre böbrek kanserlerinde tedavi sonrası 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 90-95 civarında olduğunu belirtti. Metastaz yapmış vakalarda ise bu oran yüzde 12-32’ye düşüyor.
Erken teşhis edilen küçük tümörlerde böbreğin tamamının alınması yerine, yalnızca tümörlü dokunun çıkarıldığı kapalı ameliyatlar (laparoskopik veya robotik) uygulanabiliyor. Bu yöntem, hastanın ileride böbrek yetmezliği yaşama riskini azaltıyor. Risk faktörleri taşıyan kişilerin düzenli check-up ve ultrason takibi yaptırması öneriliyor.
Robotik cerrahi, böbreğin sağlıklı dokusunu koruyarak sadece kanserli kitlenin çıkarıldığı parsiyel nefrektomi işlemlerinde tercih ediliyor. Bu yöntemle kanama daha az oluyor, ameliyat sonrası ağrı azalıyor ve hastalar daha kısa sürede taburcu oluyor. Robotik cerrahinin yüksek çözünürlüklü 3 boyutlu görüntü ve hassas manevra kabiliyeti, cerrahlara büyük kolaylık sağlıyor. Başarısı, böbrek fonksiyonlarını koruması ve hızlı iyileşme avantajları nedeniyle tercih edilen bir yöntemdir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]