Hayat Pedi – Hayatpedi.com

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Yaşam
  4. »
  5. Kanun Karşısında Aile ve Aile İçindeki Bireylerin Hakkı

Kanun Karşısında Aile ve Aile İçindeki Bireylerin Hakkı

admin admin -
12 0

Çekirdeğinde bir kadının daima hayatlarını birleştiren bir erkekle bulunduğu, en küçük toplum düzenidir.

Aile aynı soydan gelen, karşılıklı haklarla, görevlerle birbirlerine bağlanan fertlerin meydana getirdiği topluluktur. İnsanlık tarihi boyunca, çeşit­li sosyal ve ekonomik etkenler altında, bazan çok genişlemiş, bazan daralmıştır. Fakat, dai­ma, çekirdeğinde, hayatlarını birleştiren bir erkekle kadın bulunmuştur.

Aile, toplum kuruluşlarının en kü­çüğüdür. Milletler, bağlı oldukları dinlerin, geleneklerin, ekonomik şartların, tabiat çevresinin, iklimin etkileri altında çeşitli aile tipleri meydana getirmişlerdir.

Aüede, hemen her yerde, eski çağ­larda, erkek üstün sayılmış, kadına ikinci plânda yer verilmiştir, çok de­fa kadının aile içindeki durumu pek düşük olmuştur. Bununla birlikte kadının üstün sayıldığı çağlar, ülke­ler de görülmüştür.

Bugün «aile» denilince karı-ko­ca, bir de, varsa çocuklardan mey­dana gelen birlik anlaşılır. Bu çe­kirdeğin çevresinde, kandan, ya da kanundan doğan akrabalık­lar, iç içe daireler halinde aile ortamım genişletir: Ev­lilik bağı ile birleşen kadın­la erkeğin kurduğu ailenin çevresinde, kadının ana-ba- bası, kardeşleri, erkeğin ana-babası, kardeşleri ilk akrabalık halkasıdır. Yeni ailenin çocukları olunca, bunlar doğrudan doğruya aüenin bünyesine girerler Çocuklarla analarının, ba­balarının aileleri arasında da bağlar doğar. Çocuklar evlenip ayrı aileler kurun­ca, kendi aileleriyle, yeni girdikleri aileler, akraba ha­line gelirler.

Bugün aile, dinsel, mistik baskılardan, hattâ gelenek­lerin etkisinden kurtulmuş, ufak bir toplum olmuştur.

Aile kuran erkeklerle kadın, kendi ailelerinden kopar, sosyal, ekonomik bakımlar­dan tamamiyle bağımsız bir birlik meydana getirirler. Aile­leriyle olan münasebetleri hissi ve kanuni bağlardan ibaret kalır. Ye­tiştirdikleri çocuklar da, kendileri gibi, evlenme suretiyle, hatta evlen­meden önce bile çalışma hayatına atılarak, aile ocağını bırakırlar.

Aile kurmak üzere evlenmek isti- yen erkek 17 yaşını, kız da 15 yaşını tamamlamış olmalıdırlar. Yalnız, evlenenler, 18 yaşını bitirmemişse­ler, ana-babalarının iznini almak zo­rundadırlar. Çok yakın kan akraba­ları evlenmezler.

Evlenme antlaşmasını ya belediye başkanı, ya da vekil ettiği bir me­mur, köy muhtarı yapar. Bu andan başlayarak aile birliği doğar.

Koca, aile birliğinin başıdır. Otu­rulacak yeri bulmak, kadının, ço­cukların bakımını sağlamak kocaya aittir. Kadın, kocasının soyadını taşır.

Evlilik sırasında, ya da evlilik ba­ğının kopmasından (boşanmadan) sonra 300 gün içinde doğan çocuğun babası, kocadır. Evlilikten 180 gün sonra doğan çocuğu koca reddede­mez. Bunlara, nesebi sahih çocuk denilir. Evlilik dışında doğan çocu­ğun anasıyla babası evlenirlerse, ço­cuğun da nesebi düzelir.

Nesebi sahih çocuk, babasının so­yadını taşır, onun yurttaşlık hakla­rını kazanır, mirasçısı olur.

Çocuğun bakımı, eğitimi için ge­rekli masraflar, ana-babaya aittir. Çocuğun velisi ana-babasıdır. Çocu­ğun eğitimi, öğretimi, dini terbiyesi hususunda anlaşamazlarsa, babanın oyu üstün sayılır. Ana-baba, velâyetleri (velilik durumları) devam ettiği sürece, çocuğun mallarını idare ederler.

Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan anasına, babasına, onların analarıyla babala­rına, kendi çocuklarına, torunlarına, kardeşlerine yardım etmekle ödev­lidir. Bu yardımı yapmazsa, kanun, onu bu yardıma zorlar. Bu yardıma, nafaka denilir. Nafaka, yardımla ödevli kimsenin malî durumuna gö­re, yardım görecek olanın geçimine yetecek miktarda olmalıdır.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir